Dünya futbolunun kalbi 2026 yılında Kuzey Amerika kıtasında atacak. ABD, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa düzenleyeceği bu dev organizasyon, 48 takımın katılımıyla tarihin en geniş kapsamlı Dünya Kupası olma özelliğini taşıyor. Toplam 104 karşılaşmanın oynanacağı bu futbol şöleninde, G Grubu hem kıtalararası rekabeti hem de dünya yıldızlarını bir araya getirmesiyle futbolseverlerin odağında yer alıyor. Belçika, Mısır, İran ve Yeni Zelanda’nın mücadele edeceği bu grup, stratejik hamlelerin ve bireysel yeteneklerin ön plana çıkacağı bir sahne olacak.
FIFA dünya sıralamasında uzun süre zirvede yer alan ancak büyük turnuvalarda beklenen kupayı bir türlü müzesine götüremeyen Belçika için 2026 Dünya Kupası, bir dönemin kapanışı anlamına geliyor. “Altın Nesil” olarak adlandırılan kadronun çekirdek isimleri, kariyerlerinin son büyük turnuvasına çıkmaya hazırlanıyor. Takımın başında yer alan tecrübeli teknik adam Rudi Garcia, modern futbolun gerektirdiği yüksek pres ve hızlı geçiş oyununu Belçika’nın teknik kapasitesiyle birleştirmeyi hedefliyor.
Belçika’nın bu gruptaki en büyük avantajı, kadrosunda barındırdığı tecrübe ve yetenek kombinasyonudur. Takımın kilit isimleri şu şekilde sıralanabilir:
Eleme aşamasında UEFA J Grubu’nu domine eden Belçika, özellikle hücum hattındaki üretkenliğiyle rakiplerine gözdağı verdi. Rudi Garcia’nın 4-3-3 ve 4-2-3-1 sistemleri arasındaki geçişleri, Belçika’yı taktiksel olarak tahmin edilmesi zor bir takım haline getiriyor.
Afrika futbolunun en başarılı temsilcilerinden biri olan Mısır, Dünya Kupası tarihindeki makûs talihini yenmek istiyor. Daha önce katıldığı turnuvalarda henüz galibiyet sevinci yaşayamayan “Firavunlar”, 2026’da bu istatistiği geride bırakmayı amaçlıyor. Takımın en büyük kozu, şüphesiz Liverpool efsanesi Mohamed Salah. Salah, sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda tüm ülkenin umutlarını sırtlayan bir figür olarak sahada yer alacak.
Mısır’ın hücum gücü sadece Salah ile sınırlı değil. Son yıllarda Avrupa liglerinde kendilerini kanıtlayan diğer oyuncular da takımın seviyesini yukarı taşıyor. Omar Marmoush’un Premier Lig tecrübesi ve Mostafa Mohamed’in ceza sahası içindeki bitiriciliği, Mısır’ı grupta ikincilik için en güçlü adaylardan biri yapıyor. Ancak Salah’ın yaşadığı sakatlık problemleri ve fiziksel durumu, turnuva öncesinde teknik heyeti düşündüren en büyük unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Asya kıtasının en disiplinli takımlarından biri olan İran, “Team Melli” takma adıyla biliniyor ve savunma güvenliğini her zaman ön planda tutuyor. Mehdi Taremi gibi Avrupa’nın elit kulüplerinde oynamış bir golcüye sahip olmaları, onları kontra ataklarda ölümcül bir takım haline getiriyor. İran’ın temel stratejisi, kompakt bir savunma kurgusuyla rakiplerini durdurmak ve Taremi’nin bitiriciliğiyle sonuca gitmek olacak.
Yeni Zelanda ise 2010 yılından bu yana ilk kez Dünya Kupası sahnesine dönüyor. Okyanusya temsilcisi, fiziksel futbolu ve hava toplarındaki hakimiyetiyle tanınıyor. Takımın en önemli ismi, Premier Lig tecrübesiyle fark yaratan Chris Wood. Yeni Zelanda için bu turnuva, 16 yıllık özlemin sona ermesi anlamını taşıyor. 48 takımlı yeni format, en iyi grup üçüncülerine de bir üst tur şansı tanıdığı için Yeni Zelanda her maçı bir final havasında oynayacak.
G grubundaki takımların mücadele edeceği şehirler ve stadyumlar ise şu şekilde planlandı:
G Grubu’nda liderlik mücadelesinin Belçika ile Mısır arasında geçmesi beklenirken, üçüncülük yarışı için İran ve Yeni Zelanda pusuya yatmış durumda. Özellikle 15 Haziran’da oynanacak Belçika – Mısır karşılaşması, grubun zirve rotasını erkenden belirleyebilir. Salah ve De Bruyne’in karşı karşıya geleceği bu maç, turnuvanın en çok izlenen grup maçlarından biri olmaya aday.
Bir diğer kritik eşleşme ise 26 Haziran’daki Mısır – İran mücadelesi olacak. Bu maç, sadece sportif değil, aynı zamanda iki ülkenin futbol tarihindeki nadir karşılaşmalardan biri olması sebebiyle de önem taşıyor. İki ekibin savunma ve hücum dengeleri, bu maçın sonucunu doğrudan etkileyecektir. İran’ın katı savunmasını Mısır’ın hızlı kanat oyuncularıyla nasıl aşacağı, futbol otoriteleri tarafından merakla beklenen bir taktik savaş olacak.
Türkiye’deki futbolseverler, 2026 Dünya Kupası’nın tüm heyecanını TRT ekranlarında yaşayacak. G Grubu maçları da dahil olmak üzere turnuvanın tamamı şifresiz olarak yayınlanacak. Maçların bir kısmının ABD saat dilimi nedeniyle gece yarısı veya sabaha karşı oynanacak olması, dijital platformların önemini artırıyor.
Maçların izlenebileceği platformlar şunlardır:
Sonuç olarak G Grubu, Belçika’nın tecrübesi, Mısır’ın hırsı, İran’ın disiplini ve Yeni Zelanda’nın heyecanını bir potada eritiyor. Futbolun tüm güzelliklerinin sergileneceği bu grupta, her puanın ve her golün bir üst tur için hayati önemi bulunuyor. Yıldızların vedası mı yoksa yeni kahramanların doğuşu mu olacağını zaman gösterecek.
Futbol dünyasının dört gözle beklediği dev organizasyon yaklaşıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika'nın ev…
Futbol dünyası, 2026 yazında daha önce hiç şahit olmadığı büyüklükte bir organizasyona ev sahipliği yapmaya…
Kuzey Amerika kıtasının üç büyük ülkesi olan ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan…
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika'nın ortaklaşa düzenleyeceği 2026 Dünya Kupası, futbol tarihinin en geniş…
Arsenal’in başındaki Mikel Arteta, gösterdiği istikrarlı yönetim ve sezon boyunca kurduğu güçlü yapı sayesinde Premier…
Trabzonspor cephesinde Felipe Augusto’nun geleceği yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti. Rusya’dan gelen yüksek bedelli ilgi,…